siyasal iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyasal iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2013 Cumartesi

Siyasal İletişim


• Reklam hedef kitlesiyle karşılıklı iletişim kurduğu oranda başarılıdır – Özellikle gelişmeye açık ve eğitimli kitlelerde.
• Propagandada mesaj kaynağı gizli olabilir ancak reklamda açıktır.
• Propagandada kitle iletişim araçları ücretsiz kullanılır ancak reklamda her bir mesaj için kullanılan alan satın alınır.
• Siyasal reklamcılığın ilk örneği: 1950, New York Valilik seçimleri. Aday Dewey’in stüdyodaki monitörden halkın sorularını cevaplaması.
• Soruları soran kişilerin önceden seçili olması ve her şeyin ezberden sunulması.
• Seçimin son günü programa katılan Dewey’i arayan izleyicilerin hepsinin kendi adamı olması.
• İlk siyasal reklam 1952 – Eisenhower
• Ogilvy: Reklamın siyasallığına karşı duruş. Her şeyin kontrolden çıktığı ve dürüst olmayan yollara sapılan işler olduğu düşüncesiyle siyasal reklama girmeme kararı.
• Gerekçelerine, ajansdaki en iyi beyinlerin zihninin gereksiz yere meşgul olacağını ve emeğinin karşılığını alabilmek için partilerin peşlerinden koşturabilmek durumunda kalabilecğini, ajans içinde farklı politik görüşlere sahip olanlara haksızlık edilebieceğini ve bu tür işlerde siyasete özgü hile ve aldatmacalardan kaçmanın mümkün olmadığına değinmiştir. Ancak Ogilvy azınlıktadır.
• Amerikan siyasal reklamının Avrupa’ya uyarlanması ve Amerika’da sektörün çok kısa sürede 6.5 milyar dolarlık bir iş endüstrisine dönüşmesi
• Türkiye’de ilk batı tarzı seçim propagandası 1980’lerde Anavatan ile geldi
• İmaj çağı
• Siyasi fikirler, ideolojiler, partiler «pazarlanabilecek» olgular olarak kabul edilmez Türk toplumunda
• «Pazarlama»-»Marketing»-»Selling»
• İletişimciler: Seçim döneminde yararlanıp sonradan bir kenara itilen reklamcılar, grafikçiler vs.
• SHP/Yorum, RP/Anajans işbirlikleri istisnadır
• Siyasal Pazarlama ve onun en önemli öğesi siyasal reklam, seçmenlerin ihtiyaç ve beklentilerini
gerçekleştirmeye aday kişi ya da partilerin ve onların programlarının seçmene tanıtılması ve
tutundurulması ile ilgili her türlü faaliyettir. Özü itibariyle fikirlerin pazarlanmasıdır, satışı değil.
• Siyasal pazarlama, partiye üye olanlar ile olacakları, parti yandaşları ile oy verenleri ve hatta
partiye oy vermeyenleri amaçlar.
• Amaç, üye, yandaş veya oy verenlerdeki pozitif tutumu pekiştirmek, nötr olanları pozitife
çevirmek, negatif durumdakileri en azından nötre çevirmektir.
• Siyasal pazarlamada en önemli olan, siyasal reklamdan üye davranışlarına kadar her etkinliğin,
mümkün olduğunca aynı dili konuşabilmesidir.Ortak İlkeler
• 1) Siyasal pazarlamanın hedef kitlesinin belirlenmesi ve tanımlanması gerekir
• 2) Siyasal Pazar ortak bilgi ve beklentiye sahip kesimlerden oluşur
• 3) Siyasal pazardaki etkinlik, segmentasyonun iyi ve doğru yapılanmasına bağlıdır
• 4) Hedef kitleye ulaşmada iletişim araçlarının her türünün kullanılması
• 5) Siyasal partilerin ürünlerinin birer yaşam eğirisi olmalıdır. Her siyasal fikir, farklı bir ürün olarak
kabul edilmelidir. Ve her fikrin bir yaşam süresinin olacağı düşünülmelidir.
• 6) Siyasal pazarlamada, bağış ve gönüllü çalışmaya dayanan kampanyalar önemlidir.
• 7) Adayların, partilerin ve liderin benimsedikleri değerlerin, seçmedenden onay görebilmesi için,
seçmen eklentilerini tatmin edebilecek biçimde olması gerekir.
• 8) Siyasal pazarlamada, dağıtım kanalları önemlidir.
• 9) Tanıtım faaliyetlerinin önemi
• 10) Propaganda, tanıtımın daha stratejik ve ajitatif nitelik taşımasını sağlar.
• 11) Siyasal reklam, siyasal pazarlamanın önemli bir bileşenidir.
• Siyasal reklamcılık ilk evrelerinde parti ve ideolojileri ile programlarına ağırlık verirken
daha sonra aday veya lider imajına yönelmiştir.
• En etkin kampanyalar %4-5 oranında tutum değişikliği sağlar.
• Doğru program-Uzun vadeli stratejik planlamaHalkla İlişkiler-Sistemli tanıtım
• 1946 – Baskın tarzında bir seçim ve usulsüzlükler. Açık oy, gizli sayım. İletişim kanallarının kapalı ve tekel elinde olması
• 1946: DP’nin «farkındalık» yaratması
• 1950 – İlk görece adil seçimler
• Demokrat – Demir Kırat
• Radyonun propaganda için kullanımı yasak – tek şans haber bültenlerindeki siyasi demeç
• Seçimlerden önceki değişiklik ile radyonun kullanılması hakkı
• DP: «Yeter, söz milletin!»
Yeter söz milletindir Demokrat parti
siyasal iletişim
• DP – Yaygın Afişleme
• DP Hedef Kitlesi: Çarıklılar
• Yeter Söz Milletin:
• - Zorla dayatılan ekonomi politikalarına karşı bir muhalefet özlemi, değişen dünyaya adaptasyon
• - Erişim oranı %100 olan radyo prime-time’larının iyi kullanılması (1954’de DP’nin radyo propagandasını yasaklaması)
• - DYP, ANAP, AP aynı sloganı kullandı. Radikal sol ve sağ da aynı sloganı modifiye etmiştir: «Yeter, söz emekçilerindir», «Yeter, söz Hakkındır»
• «Hiçbir şey zamanı gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir»
• 1960 Anayasası: Özgürlükçü bir anayasa, sürekli olarak açık ve kapalı mekanlarda düzenlenen toplantılar. El ilanları, broşürler, afişler, basın vs.
• «Çoban Sülü», «Karaoğlan»
• «Benim sadık yarim kara topraktır»
• «Bizim sadık dostumuz Karaoğlan’dır»
• Türkiye’de erken dönemlerde kullanılan imgeler, batılı iletişim uzmanlarınca ancak 90’larda kullanılmaya başlanmıştır.
• Mitterand’a lakap takma çalışmaları: Tonton
• Özal «Tonton», «Çankaya’nın şişmanı, işçi düşmanı»
• «Ortanın solu»
• Siyasi İdol – Ecevit: Dilin kullanım. Şair-kentli-öz Türkçe
• Milliyetçi Cephe Dönemi
• CHP: «Analar çocuklarınızı oylarınızla koruyun», «Silah gidecek, barış gelecek», «Tek yol: Oy»
• Düşük sosyoekonomik seçmene: «Köylüden başlayan gelişme, köye kadar sanayileşme»,
«Hızlı ve hakça gelişme», «Toprak işleyenin, su kullananın»
• «Kıbrıs fatihi: Karaoğlan»
• Anadolu’da taşrada asılan liderlerin postelerinin, liderlerin ömrünü göstermesi
• - Lise mezunu bir gencim. 19 yaşında 1.74 boyundayım. Şiir yazar, roman okurum, Romantik kızlarla yazışmak istiyorum – Kahraman Ecevit, Kırşehir
• Halk katmanlarındaki bilinç dalgalanması
• «Ortanın solu», «Moskova’ya Moskova’ya» mesajlarıyla eleştirilirken yapılan Kıbrıs çıkarması ve solun değişen imajı
• Bilinç sözle, yazıyla biçimlenir, insanlar ve kitleler olaylarla silkelenir, uyanır.
• Televizyonun propagandaya açılması -1977
• İlk iletişim kampanyası, AP – Cenajans. 1.150.000 Dolarlık kampanya
• Boğaz Köprüsünün açılışının organizasyonu, Demirel’in 20000 kasedi, 5 milyon el ilanı, afişler
• En uygun rengin kullanımı: Mor. Rengin ilgi uyandırması ve seri halde boş afişler. Bir süre sonra sokağın başındaki boşluklara A, sondakilere B yazılması. Hem ilgi, hem seçim yasağının delinmesi.
• Mor afişler: «Bu renge evet deyin» - Hangi parti merakı?
• «Bu rengi unutmayın»
• Yüksek anarşi – 6 afişçinin vurulması
• Kasetler: Demirel evinize konuk. Sanki ziyarete gelmiş gibi başlıyor kaset. «Hoşbulduk» sözüyle başlıyor. Konuşma yarım saat, arkad tarafta «Yine de şahlanıyor» gibi türküler
• Bir partinin görüşlerini, fikirlerini gereğince anlamak için partililerle birlikte uzun zaman geçirmek, tanımak ve inanmak gerekir.
• Geniş çapta yayın yapan bir gazete hazırlanmıştır mesajın yeteri kadar iletilmemesi riskine karşı
• Yazılı basının ilk kullanımı: «Aziz Türk Milleti»
• «Canım Anacığım», «Oğlum» imzalı mektup görünümünde ilanlar.
• Büyük şehire yeni gelmiş AP’li gence: «Aman oğlum, ona buna uyma, iyi oku»
• «Benim de isteğim okumak anacığım. Ama ne yazık ki okumak, yalnız istemekle mümkün değil şimdilerde»
• Solcuların aldatılmış, hatta ondan da öte insan sevgisinden yoksun zavallılar olduğu savı
• «Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz»
• Yaşlılara yönelik: «20 yılını tamamlayınca ohhh dedi»
• Köylülere yönelik: «Türk köyüne ışık yaktık» - 1982’de Türkiye’de tek bir ışıksız köy kalmayacak vaadi
• «Biz İstanbul’a gerdanlık taktık, onlar çöpünü bile temizlemedi»
• AP’den oylarının bir kısmını çalan MSP’ye: «Biz inanıyoruz ki…laik Türkiye’de Allah’ın adının anmanın da Müslümanın demenin de irtica ile, din istismarı ile ilgisi yoktur, Camiin minberini, müslümanın vicdanını siyasete alet edenler…»
• Milliyetçilere yönelik «Gerçekçi Türk milliyetçiliği»
• CHP’nin altı okuna karşı altı prensip
• Bir doktrine sıkışmadan, esnek mesajlar
• CHP’ye yönelik İstanbul’daki başarızlığı Türkiye’ye yayarak örnek verme
• Son gün: «Aziz Türk milleti», ülkenin rejimini tayin edecek seçim vurgusu
• AP’nin daha entel bir dil kullanımı, hedef kitlenin şehire yönelmesi – Değişen demografya
• Köylerde: Kur’an öpme, köylü gibi konuşma
• MHP’nin net mesajları: Komünizmi CHP besler, AP korkar, MSP göz yumar, MHP ezer
• Ezan dinmeyecek, bayrak inmeyecek
• 73-80 arası yıllarda 12 hükümet değişikliği
• 100’den fazla tura rağmen Cumhurbaşkanı seçilememesi, AP-CHP gerginliğinden bıkkınlık
• 1983’de ilk defa medyadan yer satın alınarak siyasal reklam yapılması
• MDP – Cenajans. «Horoz» ambleminde uzlaşmazlık ve kopma

• MDP – Ajans Ada: Amaç yenilik değil, varolanın düzeltilmesi.
• «Kışlada taş gibi delikanlılar varken copa ne gerek var»
• Korku öğesinin kullanılması, 12 Eylül öncesine yönelik mesajlar. «Dünü unutma Türkiye’m, yarına güvenle bak»
• Her medyadaki konuşmada MDP’den başka birinin konuşması: Örgütlü ve demokrat bir görüntü
• Siyasi partinin gerçeği propaganda ile örtüşmüyorsa başarısızlık ortaya çıkar. Yapay ve asker destekli kurdurulmuş bir partinin demokrasi söylemlerinin tutarsızlığı + Yalan
• ANAP: Time Türkiye eki. İnşaat sektörünün desteğiyle kaynak – Manajans
• Manajans’ın önce talebi reddetmesi, ardından hareket serbestisi garantisi sonucu kabulü. Net ve açık briefing talebi. Taşeron olarak değil, partner olarak kabul edilme isteği.
• Halkın taleplerine ilişkin ön araştırma ve beş tema:
• 12 Eylül sonrası gelen huzur ve güvenliğin devamı
• Ortadireğin güçlendirilmesi
• Enflasyonun durdurulması
• Konut sorununun çözümü
• Bürokrasinin en aza indirilmesi
• Kullanılan dil: Herkesin anlayacağı Türkçe. Arapça veya yeni kelimelerin elenmesi.
• Her gün farklı bir konu işlenmesi. 5 konunun her birinin aynı anda tümüyle algılanmasının mümkün olmaması.
• Sıkıntıların da gösterilmesi. Açıkça anlatılan şeyleri halkın anlaması ve hak vermesi.
• Her türlü şeyin ajans tarafından hazırlanması
• Özal: Uzmanlığa önem verir, sakin, sempatik, iletişimde rahat, iknada tecrübeli ve konulara hakim.
• «Star stratejisi»: Özal’ın her yerde kullanılması
• Yurtdışından kamera karşısında duruş ve konuşma ile ilgili kitapların Özal’a okutulması
• Deneme çekimlerinde Özal’ın elleriyle sık sık yüzünü kapatması nedeniyle eline kalem verilmesi. Özal’ın dezavantajı kapatması + hesap kitap bilen imajını pekiştirmesi. Kenan Evren’in dahi Özal’ın kalemi hakkında konuşması ve bu kalemle halkı kandırdığını belirtmesi.
Elinde kalem Özal resmi
siyasal iletişim
• Özal’ın videoya çekilmesi ve kahvelerde halka izlettirilmesi
• Kanaat önderlerine ve basına yemekli toplantılar ile partinin anlatılması
• 23 farklı ilan kullanılması. İlanlarda önceden yapılan araştırmalardan çıkan konuların etkin kullanımı.
• «Sokaktan korkmamak güzel şey», «Mevzuat hazretleri», «Ortadireğin hali ortada», «Kimse işsiz kalmayacak», «Taş yerinde ağırdır», «Kaşıkla verip kepçeyle almak», «Konut sıkıntısını çözeceğiz»
• 80 sonrası tüm partiler yeni olduğundan teorik olarak eşit bir yapı var
• Korkuya dayalı iletişim başarısızlığı
• İcraatın içinden «83-88 arası»
• «Birleşelim, birleştirelim. Geçmişe değil geleceğe bakalım»

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Siyasi propaganda

Propaganda nedir?

propaganda
Başka insanların kabul etmesi ve beğenmesi istenen şeyin övülerek takdimi. Bu şey siyasi bir fikir, ideolojik bir görüş, bir inanç veya ekonomik bir olay olabildiği gibi kültürel, turistik ve sportif birşey de olabilir. Propaganda bir doktrini yaymak, hedef millet veya kitleyi fikren kazanmak, karşı tarafın zihin ve psikolojisini arzu edilen tesire tabi kılmak için, teşkilatlı ve devamlı bir surette telkinlerde bulunmak ve faaliyet göstermektir. Daha kısa bir tarifle; propaganda bir fikrin, her çeşit vasıtadan istifade etmek suretiyle, hedef kitleye telkin edilmesidir

propaganda

Tarihteki en ünlü propaganda posterlerinden biri:
ABD Ordusu asker toplamaya çalışıyor 

Propagandanın tarihçesi

Propaganda aile ve cemiyet hayatının teşekkülü ile başlamış, gittikçe gelişerek bugün amansız bir silah halini almıştır. Milattan önce 5. asırda yaşamış meşhur Çin düşünürü Su-Tzu Harbin
Kitabı adlı eserinde, ani ve şaşırtıcı hareketler ve gürültülerle düşmanın savaş azminin kırılması usulleri üzerinde ehemmiyetle durmuş; aynı zamanda sevilen ve itimad edilen siyasi ve askeri liderler hakkında hiyanet ve sahtekarlık şayialarının yayılması, düşman karşısında bulunan kuvvetlerin ezici üstünlüğü hakkında haberler gönderilmesinin de manevi ve yıkıcı tesirlerini belirtmiştir.
Hannibal, Roma üzerine yürürken, Attila ve Cengiz akınlarına başlarken, her defasında kuvvetlerinin ezici üstünlüğü ve dayanılmazlığı hakkında şayialar çıkartarak harekata başlamışlar, karşılarına çıkan kuvvetleri korku ve dehşet içerisinde bırakarak mukavemet azimlerini kırmışlardır. Osmanlı orduları zaptettikleri yerlerde, daima adalet ve şahsi hürriyete yer verdiklerinden komşularındaki adaletsizlik ve müsamahasızlıklardan faydalanarak, onların azimlerini önceden kırmış ve bu hal muvaffakiyetlerini kolaylaştırmıştır. On yedinci asırda, Katolik itikatları dışında Lüther tarafından meydana getirilen Protestanlık mezhebinin fazla taraftar toplaması, rönesans hareketinin bellibaşlı bir cereyan halinde belirmesi, papalığın nüfuzu üzerine tesirini arttırmağa başlamış, buna karşılık Papa XV. Greguar tarafından "Congregation de Propagandistes" adı verilen kardinaller meclisi toplantıya çağrılmış, bu meclise Katolik itikatlarını üstün tutmak için yeni mezhep ve cereyanlarla mücadele (propaganda) vazifesi verilmişti. İşte propaganda kelimesi terim olarak buradan doğmuştur. Kelimenin kökü Latince "yayılması gereken şey" manasına gelen propagodan çıkarılmıştır.

Propagandanın Çeşitleri

1. Siyasi propaganda: 

Bir devletin dünya devletleri arasındaki yerini belirtmek, güvenli bir hayata hazırlayarak, gelecek nesillerin huzur içinde yaşamalarını sağlamak için, harbe başvurmadan aldığı tedbirlerin hepsine birden siyasi propaganda denir.
askeri propaganda

2. Askeri propaganda: 

Mevzuu daha çok askeri olan bu propaganda şekli, düşman halkına, silahlı kuvvetlerine ve işgal altında bulunan yerlerdeki dost unsurlara hitap eder. Mekan bakımından şu kısımlara ayrılır:
a) Stratejik askeri propaganda: Daha ziyade cephe gerisine ve uzun vadeli işlere yöneliktir. Düşman halkı ile hükümetinin arasını açacak, onu isyana teşvik edecek, kanun ve emirlere karşı getirecek şekilde tahriklerde bulunur. İş yerlerindeki sivil halkı, işçileri verimsiz çalışmaya teşvik eder. Bu suretle düşmanın harp gücünü yok etmeğe çalışır. Yeraltı mukavemet unsurları ile beşinci kol mensuplarını manen ve maddeten destekler. Halkın ruhunda panik ve korku hislerini kökleştirerek, onu göçe ve karışıklığa teşvik eder.
b) Taktik askeri propaganda: Daha ziyade ileri bölgelerde muharebe harekatını desteklemek üzere yapılan ve belirli gruplara yöneltilen propaganda şeklidir.
Bütün bu çalışmalarda, kötü durumlara müdahale etmek üzere bulunan askeri direnişlerinin kırılmasına; silah ve vazifelerini terk etmelerine; nefislerini korumalarına; çoluk ve çocuklarına karşı hasretlerini arttırmak için, his ve içgüdülerini kamçılamaya gayret edilir.
c) İdari propaganda: Bu propaganda şekli, kıt’alarımızın işgal ettiği topraklardaki düşman halkına hitap ederek ve onları belirli istikametlere yönelterek idarelerini kolaylaştırmaya yarar. Daha ziyade talimat, emirler ve gözdağı şeklinde neşriyat, beyanat ve ilanlarla yapılır. Yasaklar, cezalar, mükellefiyet (bir işi yapmaktan kaçınılamama) ve rüçhaniyetle (üstünlükle) kendi başarılarımız hakkında bilgi verir. Silah ve gıda maddelerinin teslim tarzı, amme hizmetlerinin cereyan şekli, harap olan lüzumlu ve acil tesislerin tamiri, yasak bölgeler hakkında halkı aydınlatır.

Propagandanın hedefi ve tesiri

Propaganda, belli bir kitleye, bir memlekete veya bütün dünyaya hitap edebilir. Bu husus propagandanın mevzuu veya maksadına bağlıdır. Zaman ve zemine uygun olarak, herhangi bir mevzu üzerinde esaslı tertiplenmiş olan propaganda, çok tesirli olmalı, aksi halde verimsiz olur. Aynı mevzu üzerine yapılan propagandanın metin ve ifade tarzı, hitap ettiği kitleye göre değişir. Bir zümreye methettiği bir hususu, diğer bir zümreye kötüleyebilir. Bu bakımdan propaganda çok yüzlüdür. Muhatabına göre fikir ve dil kullanır. Propagandaya kapılıp kalmamak, muhatap olanların inancına, kültürüne, zekasına ve şuuruna bağlıdır.
Kaynak: http://propaganda.nedir.com/#ixzz2Ufu6x4d7

 propaganda sırasında kullanılan özel telkinler

1.Kalıplaşmış İmajların Kullanışı
İnsanları kategoriler içine sokmak doğal bir eğilimdir; herhangi bir kategori içinde düşünen bu tanımlama yerleştiğinde gerçek durum hatırlanmaz olur.
2.İsimleri Bir Başka Lakapla Değiştirme
Propagandacı muhataplarını etkilemek için genellikle lehte ya da aleyhte olan deyimler kullanılır; bu deyimler duygusal çağrışımlara sahiptir. Bundan dolayı ‘Komünist’ ya da ‘Rus’ yerine ‘Kızıl’, sendika liderleri için ‘sendika patronları’ kullanılır.
3.Seçme
Propagandacı karmaşık gerçekler yığınından yalnızca amacına uygunluk arzedenleri seçer.
4. Tümüyle Yalan
Birinci Dünya Savaşı sırasındaki hammadde olarak insan kullanan sabun fabrikaları hikayelerinden Hitlercilerin büyük yalan tavsiyelerine kadar yalan, propagandacıların her zaman sermayelerinin bir parçası olmuştur.
5.Tekrar
Propagandacı, ifadelerini yeterince tekrarladığı takdirde zaman içinde muhataplarınca kabul edileceğinden emindir. Bu tekniğin bir değişik şekli sloganların ve anahtar kelimelerin kullanılmasıdır. Örneğin; ‘Herkese Adil Pay’
6.İddia
Propagandacı nadiren tartışır. Tezi lehine iddialar ileri sürme konusundaysa cesurdur.
7. Düşmanın Tanımlanması
Propagandacı, yalnızca bazı şeyler lehine değil, ama aynı zamanda bazı gerçek ya da mutasavver düşmanlar aleyhine de olan bir mesaj ileri sürmesi halinde düşmanın tanımlanması faydalıdır.
8. Otoritenin Teyidine Sığınma
Otoriteye sığınma telkinin tabiatında vardır. Kendisine sığınılan otorite, tanınmış bir politik kişiliğe bağlı olarak dini otorite olabilir.
Kaynak:http://akademyakultur.blogspot.com/2010/08/siyasal-propaganda.html

Propaganda Teknikleri Nelerdir? 


Gazetede okuduğunuz bir haberin gerçek mi yoksa propaganda mı olduğunu nasıl anlarsınız?  Gerçek değil, propaganda olduğunu ele veren ipuçları nelerdir?
Mesela  gazetelerde görmeye  alışık olduğumuz bir haber türü var: Türkiye’ye gelen yabancılar İstanbul Boğazı’na aşık olurlar, rakı ve balığa bayılırlar, Türk erkeklerini çok yakışıklı, Türk kadınlarını çok güzel bulurlar.
Bunlar bizi etkiler, gururumuzu okşar, bir de bu sözleri söyleyen yabancı, ünlü biriyse daha çok sevindirir.
Her Türk bu haberleri okuyarak büyür. Bugün Türkiye nüfusunun ezici çoğunluğu gerçekten yabancıların Türkiye’ye hayran olduğu gibi bir fikre sahiptir.
Peki sizce gerçekten Türkiye'ye gelen her yabancı böyle mi düşünür? Sizce bu haberlerin hepsi doğru olabilir mi?
İşin aslı nedir?
İşin aslı, bu haberlerin çoğunun yabancılara "zorla" söyletilenlerden oluştuğudur. Bunlar, “İstanbul Boğaz’ı güzel mi?", "Yediğiniz balık lezzetli miydi?", "Türk erkeklerini nasıl buldunuz?" gibi sorulara yabancıların verdikleri nazik cevaplardan gazetecilerin yaptıkları abartılı haberlerdir.
Bunlar bizim kendimizi yabancılara beğendirme arzumuzu tatmin eder. Okuduğumuzda kendimizi iyi hissederiz. Gazeteciler de bunu çok iyi bildiklerinden Türkiye'ye gelen her ünlüye benzer soruları sorup benzer haberler üretirler.
Aslında bu sorular ve cevaplar  haber bile değildirler. Bunlar bizim zihnimizde "Güçlü Türk, Güçlü Türkiye" kavramlarını oluşturmak için yapılan propagandadır. Bu propagandanın amacı, topluma özgüven aşılamaktır. Çetin Altan'ın dediği gibi "Türk'e Türk propagandası yapmak"tır.
Farkında olsak da olmasak da her gün bize propaganda yapılıyor. Sadece siyasi yönünü düşünmeyin. Propagandanın birçok çeşidi var. Ayrıca her biri Türk’e Türk propagandası yapmak kadar da masum olmayabilir. Propagandanın beyazı olduğu gibi karası da vardır.
"Kara propaganda, yalan, yanlış ve abartılı bilgiler kullanarak duyguları istismar ederek kitlelerin bir çıkar grubunun arzu ettiği gibi düşünmesini ve davranmasını sağlayacak iletişim faaliyetleri yapmaktır.” (Magedah Shabo, Techniques of propaganda and persuasion)
Bush yönetiminin Irak Savaşı öncesinde Saddam Hüseyin'in kimyasal silah ürettiği ve bütün dünyayı tehdit ettiği fikrini yayması, daha sonra herkesin anladığı gibi aslı olmayan bir kara propagandadır.
Nazilerin iktidarı ele geçirmesinin ardından, 1933'te, Hitler’in Joseph Goebbels'in başkanlığında “Kamuoyu Aydınlanma ve Propaganda Devlet Bakanlığı’nı" kurması da tarihteki en büyük ve en ölümcül propaganda çalışmalarından birine örnektir. Bu bakanlığın amacı, Nazi fikirlerini sanat, müzik, tiyatro, film, kitap ve basın aracılığıyla kitlelerin kabullenmesini sağlamaktı. Otoriter bir rejimde, özür tartışmanın olmadığı bir ortamda bu yöntem maalesef amacına fazlasıyla ulaştı ve tarihte eşi benzeri görülmemiş bir zulüm yaşanarak altı milyon masun insanın ölümüyle sonuçlandı.
ABD ve Sovyetler Birliği’nin Soğuk Savaş sırasında-karşılıklı-  filmlerle, televizyon ve radyo programlarıyla kendi halklarını, karşı tarafı ve Üçüncü Dünya ülkelerini de etkilemeleri tarihteki en meşhur propaganda savaşları arasında yer alır. Bu dönemde George Orwell’in Hayvan Çiftliği (Animal Farm) ve 1984isimli romanları açık olarak propaganda amaçlı kullanılmıştır.  CIA 1950'lerde Hayvan Çiftliği’nin orijinal hikâyesinden hareketle, kendi amaçlarına uygun küçük farklılıkları olan bir çizgi film versiyonunun yapılmasını bile gizlice desteklemiştir.


Sadece siyasi partiler değil, farklı çıkar grupları da bu yolla kendi fikirlerini benimsetmeye çalışır. Propagandacı, kitlelerin hoşça vakit geçirmek için izlediği sinema filmleri, televizyon programları, tiyatrolar ve romanlar gibi popüler kültür ürünlerini, kendi fikrini benimsetmek için ustaca kullanır.
Her ülkede çeşitli çıkar gurupları kendi görüşlerini yaymak için bunu yapar.
Peki bir çıkar grubunun bize propaganda yapıp yapmadığını nasıl anlayacağız?
Bunu anlamamız için  tekniklerinin neler olduğunu bilmemiz gerekir.

Propaganda Teknikleri
1. İsim takmak. Propagandacı, karalamak istediği kişiye ya da gruba kötü isimler takar. Düşmanı bir “yılan” ya da “örümcek" gibi isimlerle anmak propagandacının çok kullandığı bir tekniktir. Eğer bir kişiye ya da bir gruba çirkin isimler takılmışsa size propaganda yapıldığını fark edebilirsiniz. Siyasetçiler de bu tekniği kullanırlar, rakiplerine küçük düşürücü sıfatlar takarak kitlelerin duygularıyla oynarlar.
2. Propagandacı objektif kanıtlar kullanmak yerine “genellemeler” yapar. “Vatan”, “millet”, “şeref”, “ahlak” gibi kimsenin kolay kolay itiraz edemeyeceği kavramlar kullanır. Kendi düşüncelerini bu kavramların içine gizleyerek yaymaya çalışır. Eğer bir siyasetçi bu kavramları kullanarak konuşuyorsa size propaganda yapıyor demektir.
3. Propagandacı simgeler kullanır. Eğer bize mesaj vermek isteyenler bayrak ya da dini kitap gibi hepimizin ortak değerlerini kullanıyorlarsa propaganda yapıyorlar demektir. Bizim duyarlılıklarımızı kullanıyorlardır.
4. Propagandacı kendi fikirlerini yayarken toplumun beğenisini ve saygısını kazanmış ünlüleri kullanır. Geniş kitleler ünlülerin söylediklerine daha duyarlı olurlar ve onların dile getirdiklerine inanma eğilimi içinde olurlar. Eğer bir ünlü, toplumsal ya da siyasi bir mesaj veriyorsa büyük ihtimalle propaganda yapıyor demektir.
5. Propagandacı sıradan inşaların başına gelmiş olayları “örnek olay” olarak anlatır. Aslında her biri birer istisna olacak kadar az rastlanan olayların tahminimizden daha yaygın olduğunu kanıtlamak ister. Bizim henüz çevremizde görmediğimiz bu olayların, biz farkında olmadan çok yayılmış olduğunu söyleyerek bizi korkutur.
6. Bazı verileri abartır ya da çarpıtır, bizim bilgimiz olmayan rakamları bizim endişe duyacağımız şekle sokar. Eğer birisi size bilginiz olmayan konularda çok abartılı rakamlar veriyorsa büyük ihtimalle  propaganda yapıyor demektir.
7. Propagandacı hiçbir kanıt göstermeden kendi fikrinin büyük çoğunluk tarafından benimsendiğini iddia eder. Propagandacı hepimizin içindeki “sürü psikolojisine” hitap ederek bizim de herkes gibi düşünmemizi ister. Eğer birisi size “herkesin” benzer düşüncede olduğunu iddia ederse bilin ki size propaganda yapıyordur.
8. Propagandacı çok güçlü ve abartılı ifadeler kullanır. Bunlar hiçbir kanıtı olmayan klişe laflardır; ama çok sık söylendiğinde insanların belleklerine kazınır ve etkisi yüksek olur. “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.” söylemi böyle bir genellemedir. Eğer birisi size buna benzer ifadelerle konuşuyorsa bilin ki propaganda yapıyordur.
9. Propagandacı kendi fikrini anlatırken kutuplaşma yaratır. Olayları, insanları ve fikirleri siyah-beyaz uçlarda anlatır. Propagandacının dilinde gri renk yoktur. Sizi de bir kutbu seçmeye zorlar. Eğer sizin “ya hep ya hiç” şeklinde bir seçim yapmanız isteniyorsa bilin ki size propaganda yapılıyordur.
10. Propagandacı dost ve düşman yaratır. Sizin de derhal seçiminizi dosttan yana yapmanızı ister. Seçim yapmakta zorlanıyorsanız düşmandan yana olduğunuz gibi bir sonuç çıkarmaya çalışır. Eğer siz buna benzer bir seçim yapmaya itiliyorsanız bilin ki size propaganda yapılıyordur.
propaganda
Propaganda zihinlere “yeni fikirler ve inançlar ekmek” için kullanılır. Bir markanın reklamlarında da aynı teknikler kullanılır; ama reklamla propagandanın temel farkı reklamı izlerken bize reklam yapıldığının bilincinde olmamızdır.  Yapan da izleyen de reklamın amacını bilir.  İzleyen isterse inanır istemezse inanmaz. Reklamda da  propaganda teknikleri kullanılır,  duygulara hitap edilir; ama reklam yalan üzerine inşa edilmez.
Propagandaya ve özellikle kara propagandaya karşı hepimizin uyanık olması gerektiğini düşünüyorum. Kara propaganda yapanlar bizim özgür seçimimizi engelleyip korkularımızı, endişelerimizi pompalayarak sağlıklı karar vermemizi engellemek istiyorlar. Toplum içinde düşmanlık yaratan kara propagandanın hepimize zarar verdiğini düşünüyorum.
Seçimler öncesi her parti yukarıda saydığım bütün propaganda tekniklerini kullanıyor. Siyasetçiler siyah-beyaz bir kutuplaşma yaratarak bizim "düşmana" karşı bir seçim yapmamızı istiyorlar.
Maalesef bu kutuplaşma ortamında siyasi propagandanın rengi kararıyor. İnsanların içindeki kötü duyguları ortaya çıkaran siyasi kampanyalar neredeyse psikolojik bir savaşa dönüşüyor.
Ama propagandanın rengi her zaman kara değildir. Propaganda iyi amaçlar için de kullanılabilir. Barış, hoşgörü, kardeşlik ya da sağlıklı yaşam gibi konularda da propaganda yapılabilir.
Beyaz propagandanın teknikleri de kara propagandanın teknikleriyle aynıdır, iyi bir amaca hizmet edecek beyaz bir propagandanın hiçbir yanıltıcı bilgi içermeden kurgulanması mümkündür.
Kaynak:http://www.temelaksoy.com/yazilar/reklam-ve-iletisim/Propaganda-Teknikleri-Nelerdir.aspx

SİYASAL PROPAGANDA

Onaltıncı ve onyedinci yüzyıllar İngiltere’sinde hem Endüstri Devrimi hem de arazi çevirmelerine zenginler sebep olmuşlardı.
Şöyle olduğu görülüyor:
a-)Tüm kitle hareketleri bağlılarını aynı tip insanlar arasından bulur alırlar ve aynı tip kafalara hitap ederler;
b-)Bu tür hareketler genellikle birbirinin rakibidir, birisinin taraftar kazanmış oluşu diğeri için bir kayıptır;
c-)Tüm kitle hareketleri birbiriyle değiştirilebilir, ve birisi kendisini kolaylıkla diğerine dönüştürebilir. Dini bir hareket toplumsal bir devrim ya da milli bir harekete dönüşebilir.
Naziler, Fransa’daki devrimciler, Rus ve Çin Komünistleri dine karşıydılar, ya da mevcut bulunan asıl dini kendilerininki ile değiştirmeye teşebbüs etmişlerdir. Naziler ve Komünistler kendi velilerini, kendi merasimlerini, resmi kitap ve sansür kategorilerini, davranış düsturlarını, ilahi ve şarkılarını meydana getirdiler. Fransız devrimi tüm ülke boyunca sunakları “bir vatandaş doğar, yaşar ve vatan için ölür” kitabesiyle kurulan yeni bir din ortaya koyar. Rus Komünistleri durumların değişmesine göre kendi dini kitaplarını yeniden yorumlamışlar, ve hatta, her bir kaç yılda tarihi yeniden yazmışlardır. Fizik ve zihin olarak sağlıklı olan bir kişi problem başlatamaz.
Devrimci liderler şu kategorilere mensupturlar: Toplumda kabul görmemiş olanlar, azınlıklar, toplumsal uyumsuzlar, akli dengesizler, iktidar arayıcıları, kıskanç aşağı-orta sınıf, gayrı memnun eski askerler ve kendilerine olan inançlarını kaybetmiş olan benciller. Bu tür kişiler özgürlük adına konuşuyor olabilirler; onları motive eden asıl şeyse Erich Fromm’un tanımlamış olduğu gibi ‘özgürlük korkusu’dur.
Hitler, Napolyon ve kendisini hep Asyalı olarak tanımlamış olan Stalin yönetmek üzere gelmiş oldukları ülkelerin dışından kişilerdir. Bunların çoğu yapı olarak ufak tefektir ve çoğu yoksul sayılabilecek ailelerdendir. Tüm bunların da üstünde olarak bunların hiç birisi profesyonel politikacı değildi; devrimci için siyasal tecrübe bir handikaptır.
Psyopathology ana Politics isimli eserinde Harold Lasswell’in belirttiği gibi:
“Umuma ilişkin faaliyetlerin mahrem temelini keşfettiğimizde klasik ‘politik motivasyon’ tasavvurumuzun insan hayatının çeşitli oluş gerçekliğinden tuhaf bir şekilde uzak düştüğünü görürüz.”Rousseau’nun paranoyak olduğunu, Napolyon’un cinsel organlarının kısmen körelmiş olduğunu, Alexander, Caesar ve Blücher’in alkolik olduklarını, Calvin’in egzema, migren ve böbrek taşı ağrılarından muzdarip olduklarını, Bismarck’ın histerik, Lincoln’un kasvetli olduğunu ve Marat’ın da mafsal iltihabı, şeker hastalığı ve egzamayla dertli olduğunu bilmek yeterli değildir.
“Herhangi bir açık işi “kusurlu” kılan ana faktör failin diğer kişileri dikkate almaksızın davranma hakkı iddiasıdır. O bunu hırsızlıkla ya da öldürme yoluyla yapabilir, ya cezasını çeker ya da toplumsal model içinde belli sınırlar içinde iddiasını tartışılamaz yapma imkanı veren bir yer bulabilir. Bu tür kabul edilmiş ya da kabul edilebilir kusurluluk için fırsatlar neredeyse tamamen iktidar(güç) modeli içerisinde bulunur.”
Açık bir şekilde, Nazi dönemi boyunca Almanya’yı yönetmiş olan kişiler politikaya kendi kişisel özellikleriyle girmişlerdir; gerçekten, zayıflığı kendisini topluma empoze etmeye götüren Hitler yukarıda sözü edilen tüm niteliklere sahiptir. Alman değil bir Avusturyalıydı, işçi sınıfı kökenli değildi ama mütevazi bir ailedendi, öfkesi burnunun ucunda bir askerdi, histerik ve paranoyak ve ayrıca başarılı olamamış bir sanatçıydı.
Hasta bir grup hasta bir lider seçer.
Hitler, Alman halkının gerçekten ne hissettiği konusunda sezgisel bir anlayışla Komünistlerden daha başarılı olmuştur, bundan dolayı da propaganda örgütü vasıtasıyla onlara duymak istedikleri şeyleri söyleyebilmiştir.
Stıesemann Almanlar hakkında şöyle söyler: “Onlar yalnızca günlük yiyecekleri için dua etmezler, günlük hayalleri içinde dua ederler.”
Hayal kırıklığına uğramış kişiler acı çekmek ve kendilerini davaya feda etmek isterler. Hayal kırıklığına uğramış kişiler doğal saf dilliklerinden başka aldatılmış olmaktan hoşlanırlar. Sonuç olarak, hayal kırıklığı içindeki kişiler nefret etme ihtiyacı içindedir çünkü nefret, başkalarıyla paylaşıldığında tüm birleştirici duyguların en güçlüsüdür.
Öfke dejenerasyon(ki kendinden nefret etmedir.) için büyük çözücüdür. Herman Rauschning’in belirtmiş olduğu gibi; “Yürüme kişinin yürüyüşlerini değiştirir. Yürüme düşünceyi öldürür. Yürüme kişiliği sona erdirir.”
Faşizm milletin gücünü yüceltir, milletin büyüklüğünü göstermek için tarih ders kitaplarını yeniden yazar ve milli olarak kabul edilen insan tipinin üstünlüğünü göstermek için bilimi saçmalığın akıl almaz bir fandangosu(hareketli bir İspanyol dansı) olarak yeniden modellendirir; sayılamaz ölçüde düşman sahibidir ve birçok şeye karşıdır, ancak, somut biçimde hiçbirşey içindir.
“Almanlar gayretli bir biçimde itaatkardır. Dünyadaki en az felsefi şey olan güce saygı ve bu saygıyı hayranlığa dönüştüren korkuyu açıklamak için felsefi akıl yürütmeler kullanılır.”
Faşizm milliyetçidir, Komünizm uluslararasıdır. Faşizm ihraç edilmek için değildir, Komünizm ihraç edilmek içindir. Faşizm kendisine sahip bir doktrine sahip değildir; Komünizmse böyle bir doktrine sahiptir. Faşizmin açık niyetleri ilk dönemlerin politika ve ahlak filozoflarının savunduğu doğrulara karşı işlerken, Komünizmin açık niyetleri herhangi makul bir kişiye hitap edebiliyorlardı. Ateizm komünizmin açıkça ifade edilmiş olan dogmasıdır.
“Kan”, “toprak”, “ruh”, “millet” kelimelerini vücutta dolaşan sıvıdan, bilinen anlamıyla topraktan, ilahiyatta kullanılan bir kavramdan ve halktan başka bir şeyleri kastedenler basiretli kişiler tarafından nihai olarak Hitler’in “Blut und Boden”, “das Volk” ve ebedi Alman “die Seele” yönüne götüren eğilimlere sahip kişiler olarak görülürler. Onlara özgü olmamakla birlikte “izm” ekini kullanmaya Komünistler çok düşkündür.
Komünistlerin yönettiği ‘halk cephesine katılmaya hazır olmuş bir kişi’ ilericidir; böyle bir katılmaya hazır olmayan kişi ise ‘reaksiyoner’dir. Benzer şekilde; özgürlük de Komünist bir toplumda yaşamaktır. Çünkü; Komünist olmayan toplumlarda yalnızca yönetici sınıf özgürdür; ezilmiş ve sömürülmüş kitlelerin oluşturduğu geri kalan kısım yönetici sınıfın aldattıkları ve hizmetkarlarıdır.
Novy Mir isimli edebiyat dergisindeki hatıralarının en son bölümünde İlya Ehrenburg tarafından “...Tanıdığım çevre içinde yarının ne getireceğini hiç kimse bilmez, ve geceleri tüm ev asansörün sesini dinlemeye durur” şeklinde güzel bir biçimde tanımlanmış olan gece yarısı kapısına vurulma korkusu kalkmış olabilir.
Kaynak: akademyakultur.blogspot.com/2010/08/siyasal-propaganda.html

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Hostgator Coupon Code